Bülent Arınç: Dindar insanlarımızın bile tamamen tersine döneceğini göreceksiniz, çünkü onlar cebine giren paraya bakar, orada bir eksilme görüyorsa değer yargıları tamamen değişebilir
AKP’nin kurucularından ve Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, bugün katıldığı bir televizyon programında dindar seçmenlere dair açıklamalarda bulundu.
TV5’te bir programa katılan Arınç, “Bakın siyasetten kalan bir tecrübemi söyleyeyim” dedi ve ekledi:
“Bizim dindar insanlarımızın bile tamamen tersine döneceğini bir gün göreceksiniz.
“Çünkü onlar hamaset dolu konuşmaların yanında cebine giren paraya bakar, cebinden çıkan para bakar.
“Orada bir eksilme görüyorsa din, iman, vatan, millet bunlar bir kenarda durur yine onlara saygısını eksik etmez ama değer yargıları tamamen değişebilir.
“Dindarların gazabından korkmak lazım. İşlerine gelmeyen bir şeyle karşılaştıklarında ne aslandı, ne kaplandı hiçbirisini dinlemez bu insanlar.”
Bülent Arınç bu açıklamasının ardından Twitter’da Türkiye gündemine girdi.
Arınç Kasım 2020’de Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğinden istifa etmişti fakat partisinin üyeliğine devam etmişti.
Arınç’ın oğlu Mücahit Arınç de Mart 2021’de AKP’nin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu’na girmişti.
HDP Adalet Bakanı Gül’e sordu: Selahattin Demirtaş neden serbest bırakılmıyor?
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle verdiği önergede, AİHM ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi kararlarına rağmen partisinin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın neden serbest bırakılmadığını sordu.
Komite’nin siyasi tutuklulukla ilgili olarak yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi için atılacak adımlara ilişkin eylem planını sunması talebine karşın Türkiye’nin bir hazırlığı olup olmadığı sorusu da yöneltilen önergede, şu ifadeler yer aldı:
AİHM Büyük Daire’nin kararı üzerine Avrupa Komitesi Bakanlar Komitesi’nin verdiği karar sonucu; Ankara 22 Ağır Ceza Mahkemesi’nin Demirtaş’ın tutukluluğuna derhal son vermemesinin ve Anayasa Mahkemesi’nin de 4 yıl 8 aylık hapis cezası ile ilgili başvuruyu inceleyip, hükmün kaldırılmasının önünü açmamasının gerekçesi nedir? “
AİHM kararlarına uymamanın yaptırımı Avrupa Konseyi’nden çıkmak olduğu halde, neden bu yaptırım ve yaratacağı ağır sonuçlar göze alınmaktadır?”
Cumhurbaşkanının “AİHM’nin verdiği kararlar bizi bağlamaz” şeklindeki ifadesinden sonra yaşanan hukuksuzluklar silsilesi, cumhurbaşkanının yargıya müdahale ettiğinin ve mahkemelerin de talimatla karar verdiğinin kanıtı değil midir? Şayet öyle ise mahkemelerin “bağımsız” olduğundan söz edebilir miyiz?”
Bugün Kürt gazeteci ve yazar Musa Anter’in 29. ölüm yıl dönümü.
Bu yıla kadar her yıl silahlı saldırıya uğradığı Diyarbakır’da ve mezarının olduğu Nusaybin’in Akarsu Köyü’nde anma programı gerçekleştirilirken bu yıl Mardin Valiliği, Musa Anter anmasını gerekçe göstererek kent ve ilçelerini kapsayacak şekilde 15 günlük eylem ve etkinlik yasağı ilan etti.
Valilik yasak için gerekçe olarak “PKK/KCK terör örgütü ve muzahir şahıslar tarafından Mardin/Nusaybin/Akarsu bucağındaki mezarı başında ve olay yerinde anma etkinlikleri düzenlenmesini” gösterdi.
Eski Adalet Bakanı Mehmet Topaç’ın 1994’de uğradığı silahlı saldırıya da yer veren Mardin Valiliği, yasaklama kararında eylem ve etkinliklerin koronavirüs salgının bulaş riskini arttırdığı için kamu düzeninin korunması, kamu sağlığının korunmasının hedeflendiği belirtti.
Diyarbakır’da vurulduğu yerdeki anmanın ardından, Valilik’in yasak kararına rağmen mezarı başında yapılan anmaya herhangi bir engel çıkartılmadı.
HDP milletvekilleri ve gazetecilerin katıldığı anma programında Musa Anter’in hayatından kesitler anlatıldı ve Davası’nın dokuz ay sonra zaman aşımından düşeceği hatırlatıldı.
Ne olmuştu?
Musa Anter 20 Eylül 1992’de Diyarbakır’da katıldığı bir imza programının ardından, siyasetçi Orhan Miroğlu’yla birlikte Seyrantepe Mahallesi’ndeyken uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Orhan Miroğlu da ağır yaralandı.
Katilin kimliği tespit edilmedi, cinayetin JİTEM tarafından gerçekleştirildiği öne sürüldü.
Abdülkadir Aygan, İtirafçı adındaki kitabında Musa Anter’i öldürenin Hamit Yıldırım olduğunu yazdı Dosyasının zaman aşımına uğramasına 3 ay kala Hamit Yıldırım, Diyarbakır Savcılığı’nın talimatıyla 29 Haziran 2012 tarihinde tutuklandı.
Tetikçi olmakla suçlanan Hamit Yıldırım, “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım, Abdulkadir Aygan ve Emekli Albay Savaş Gevrekçi hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen Musa Anter davasının iddianamesi ise 5 Temmuz 2013 tarihinde kabul edildi.
Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri kapatılınca Musa Anter davası Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşındı ve 23 Aralık 2014’ten itibaren JİTEM Ana Davası ve Musa Anter dosyası birleştirildi.
8 yıldır devam eden davada Mehmet Eymür, Veli Küçük, Ünal Erkan gibi önemli isimler tanık olarak dinlendi.
26 Eylül 2016’da SEGBİS ile ifade veren emekli tuğgeneral Veli Küçük dönemin İçişleri Bakanı Mustafa Kalemli ve dönemin Jandarma Genel Komutanı Burhanettin Bigalı’nın kendisini Ankara’ya çağırarak devletin kırsalda istihbarat eksiği olduğunu, yerel istihbarat birimlerini Ankara’dan idare edecek bir birime ihtiyaç duyulduğunu, bunun üzerine Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı’nın kurulduğunu ve 1990-Haziran 1991 tarihleri arasında komuta ettiği bu birimin lağvedilmesi ile görevinin sonlandığını söylemişti.
Küçük, JİTEM yapılanmasının var olmadığını da öne sürdü.
Musa Anter davasının tek tutuklu sanığı olan Hamit Yıldırım ise 5 yıllık tutukluluk süresi dolduğu gerekçesiyle 28 Haziran 2017’de tahliye edildi.
14 Kasım 2018 tarihinde görülen duruşmada eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin tanık olarak dinlendi ve 1995 yılında Iğdır İl Jandarma Komutanı’nın Yeşil’i, “Terörist avında başarılıdır” diyerek kendisiyle de tanıştırdığını söyledi.
Pekin, devletin gizli servisleri adına çalışan meçhul unsurlar olduğunu, bu tür kişilerin suikastlar ve infazlar için kullanıldığını, Yeşil’in de devlet adına işler yaptığını dile getirdi.
Dönemin OHAL Valisi Ünal Erkan da 25 Eylül 2019 tarihindeki duruşmaya katıldı ancak JİTEM’e ilişkin sorulara yanıt vermedi.
7 Temmuz’da 29. duruşması görülecek Musa Anter davasında bu kez karar verilip verilmeyeceği bekleniyor.
Dosya bir karara bağlanmazsa, 9 ay sonra zaman aşımından düşecek.










































