Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, eski HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın ifade, özgürlük ve güvenlik, serbest seçim, hak kısıtlamasının kullanılmasında sınırlamalar haklarının ihlal edildiğine hükmetti ve derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Mahkeme, tutukluluğun kanuniliği konusunda hızlı karar hakkının ise ihlal edilmediğine karar verdi.
Selahattin Demirtaş’ın avukatı: Demirtaş derhal serbest bırakılmazsa Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden çıkarılmasına neden olacak yaptırımlar uygulanabilir
Selahattin Demirtaş AİHM Büyük Daire kararı her açıdan tarihi bir karar olmakla birlikte karara dair ilk değerlendirmelerimiz şu şekildedir. AİHM Türkiye’ye Demirtaş’ın serbest bırakılması dışında bir seçenek bırakmamıştır #DemirtaşİçinÖzgürlük pic.twitter.com/WZfTfDDGoI
— Ramazan Demir (@ramazandmr) December 22, 2020
2-Aihm Daire kararından sonra “karar kesin değil” bahanesi ortadan kalkmıştır. Bu karar kesin ve emredicidir. Türkiye yargısının, “karşı hamle yapar işi bitiririz” anlayışına prim vermeden Sn. Demirtaş’ı derhal serbest bırakması gerekmektedir.#DemirtaşİçinÖzgürlük
— Aygül Demirtaş (@Aygul_Demirtas) December 22, 2020
Selahattin’in suçsuz olduğunu halk biliyordu ve şimdi AİHM Büyük Daire tarafından da kesin olarak tescillendi. Dört yıldır içeride tutulması ağır bir suçtu, şu dakikadan itibaren tahliyesinin
engellenmesiyle manevi işkence suçu da oluşacaktır. #DemirtaşİçinÖzgürlük— Başak Demirtaş (@Basak__Demirtas) December 22, 2020
Müvekkilleri Selahattin Demirtaş ile görüşmek üzere Edirne Cezaevi’ne giden avukat Benan Molu, AİHM kararı için “Çok iyi bir karar çıktı, alabileceğimiz en iyi ve en tarihi kararı aldık” dedi:
“Bu zamana kadarki tutuklamalarla ilgili verilen delillerin çöktüğünü, bu delillerle Demirtaş’ın tutuklanamayacağını çok açıklıkla söylüyor.”
Molu, kararda anayasada değişiklik yapılarak dokunulmazlıkların kaldırılması meselesine değinildiğini ekledi ve şunları söyledi:
“Kararda 18. madde bakımından da daire kararında olduğu gibi, Demirtaş’ın, siyasi sebeplerle susturulmak ve cezalandırılmak amacıyla, muhalif demokrasiyi, muhalefeti baskılamak amacıyla tutuklandığı tespitine yer verdi.”
Molu, bu kararın bağlayıcı olduğunu hatırlattı, 5. ve 18. madde bağlantısıyla verilen ihlal kararlarında, kişiler derhal serbest bırakılmazsa, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden çıkarılmasına neden olabilecek birtakım yaptırımları uygulayabilir.
Bizim için en çarpıcı olan kısım şu; 20 Eylül 2019 tarihinde Demirtaş ikinci kere tutuklanmıştı. İkinci tutukluluğu ilk tutukluluğunun devamı niteliğindeydi, çünkü şüphelisi olmadığı bir soruşturma kapsamında 4 Kasım 2016 tarihli tutukluluğa dayanılarak tutuklanmıştı, sadece farklı kanun maddelerine, suç isnatlarına dayanmıştı. AİHM bu ikinci tutukluluktaki delillerin de aynı olduğu tespitinde bulunmuş. Dolayısıyla hükümetin artık ‘farklı bir dosyadan tutuklu’ deme ihtimali kalmadı. Büyük Daire kararı bağlayıcı ve kesin bir karar olduğu için, serbest bırakılması için gerekli bütün adımların atılması gerekiyor. Bununla ilgili de ayrı bir yükümlülük yüklemiş durumda. Dolayısıyla derhal serbest bırakılması ve hatta diğer mahkeme örneklerinde gördüğümüz üzere, şu anda Ankara Mahkemesi’nde yargılandığı davadan ve ikinci tutukluluk kararından da beraat etmesi gerekiyor.
Avukat Benan Molu
Selahattin Demirtaş: Bizi içeri atanların bize karşı siyasi kumpas kuracak kadar ağır suçlar işlemiş olduğu kesinleşmiş oldu
AİHM Büyük Daire kararı hakkındaki görüşlerimi paylaşıyorum. pic.twitter.com/u7QPpWpkmi
— Selahattin Demirtaş (@hdpdemirtas) December 22, 2020
HDP Eş Başkanları: Demirtaş ve rehin siyasetçilerimiz derhal serbest bırakılmalıdır, aksi evrensel insan haklarını çiğnemek anlamına gelecektir
HDP Eş Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi’nin hakkında tahliye kararı verdiği eski HDP eş başkanı Selahattin Demirtaş ve diğer siyasi tutukluların “derhal serbest bırakılması” çağrısında bulundu.
AİHM kararının ardından yazılı açıklama yapan Buldan ve Sancar, Büyük Daire’nin, AİHM’in daha önce verdiği “Tahliye edilmelidir” kararını onadığını anımsatarak, bu kararın, diğer tutuklu siyasiler için emsal niteliğinde olduğunu belirtti.
2018 yılında verilen “Demirtaş tahliye edilmelidir” kararına karşı siyasi iktidar tarafından “karar kesin değil” denilerek avukatların tahliye talepleri reddedilmişti. Bugün AİHM Büyük Dairesi tarafından açıklanan kesin ve bağlayıcı kararla bu gerekçe ortadan kalkmıştır. Kararla birlikte Demirtaş başta olmak üzere rehin tutulan siyasetçiler hakkında yürütülen siyasi soruşturmalar boşa çıkmış, tüm davalar hukuken çökmüştür.
Bu kararla 4 yıldır demokratik siyasete yönelik yürütülen tüm kumpas davaları, siyasi operasyonlar ve bunların üzerine oluşturulan dosyalar hükümsüz hale gelmiştir. AİHM Büyük Dairesi’nin de tescil ettiği gibi seçilmişlerimiz hakkında yapılan yargılamalar siyasi yargılamalardır.
Bir kez daha belirtelim ki bu karar kesin ve bağlayıcıdır. İktidarın siyasi gerekçeler ileri sürerek bu karardan kaçma seçeneği kalmamıştır. Bu kararın gereği olarak; amasız, fakatsız bir şekilde Demirtaş ve rehin siyasetçilerimiz derhal serbest bırakılmalıdır. Aksi her türlü tutum ve davranış uluslararası hukuka meydan okumak ve evrensel insan haklarını çiğnemek anlamına gelecektir.
Demirtaş’ın davası nasıl Büyük Daire’ye taşındı?
Demirtaş 20 Şubat 2017’de AİHM’e başvurdu. AİHM, 20 Kasım 2018 tarihli kararında Demirtaş’ın tutuklanmasında hak ihlali tespit etti ve Demirtaş’ın serbest bırakılarak tutuksuz yargılanmasına hükmetti.
AİHM, Demirtaş’ın ‘makul bir şüpheyle’ gözaltına alındığını ve tutuklandığını kabul etmiş, ancak ulusal mahkemelerin Demirtaş’ın tutukluluğunu ‘yeterli’ gerekçe olmadan uzun tuttuğuna hükmetmişti.
Mahkeme kararında, dava öncesi tutukluluk süresinin uzun olmasının Demirtaş’ın Türkiye’de Meclis’teki siyasi faaliyetlerde yer almasını engellediğini, bunun da ifade özgürlüğü ile seçme ve seçilme özgürlüğüne haklı olmayan müdahale anlamı taşıdığını belirtiyordu.
Mahkeme, 16 Nisan 2017’de yapılan anayasa referandumu ile 24 Haziran’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde tutukluluğun uzatılmasının, demokratik bir toplumun temelinde yer alan “çoğulculuğu baltaladığına ve bağımsız siyasi tartışmaların yürütülmesini sınırladığına” da hükmetmişti.
Mahkeme, Türkiye’nin Demirtaş’a 10 bin euro manevi tazminat cezası ile masraflar ve harcamalar için 15 bin euro ödemesine de karar vermişti.
AİHM’nin kararına hem Türkiye hükümetinin hem de Demirtaş’ın avukatları 19 Şubat 2019’da itiraz etmişti. 18 Mart’ta Büyük Daire, iki tarafın da yeniden duruşmanın görülmesini talebini kabul etti.
Türk hükümeti kararın bütününe itiraz ederken, davacı taraf olan Demirtaş’ın avukatları ise karardaki, tutuklanmasının “makul bir şüpheye dayandığı” kısmının yeniden değerlendirilmesini talep etmişti. Bu sebeple dava, 18 Eylül 2019’da AİHM Büyük Daire’de tekrar görülmeye başlamıştı.
Kararın ardından 4 Aralık 2018 tarihinde, Demirtaş’a “terör örgütü propagandası yapma” suçlamasından verilen hapis cezası onanmış, böylece AİHM’in Demirtaş hakkında verdiği kararı da hükümsüz kalmıştı.







































