Erdoğan’ın ‘3 değil 5 çocuk yapın’ çağrısına Avrupa’dan yanıt

Irkçı lider Marine Le Pen’in Türk siyasilerin Avrupa’da kampanya yapmasına karşı çıkmasının ardından şimdi de Le Pen’in yeğeni Marion Marechal-Le Pen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Avrupa’da yaşayan Türklere yaptığı çağrıya cevap verdi.

27 yaşındaki Fransız vekil Marion Marechal- Le Pen, Twitter’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hesabını da etiketleyerek, “Sevgili Erdoğan, Avrupa’daki Türklerin geleceği, Türkiye’dir” diye yazdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan cuma günü Eskişehir’deki bir toplu açılış töreninde Avrupa’daki vatandaşlara seslenerek, “Yaşadığınız yerler artık sizin sılanızdır. Oralara sıkı sahip çıkın. 3 değil 5 çocuk yapın. Avrupa’nın geleceği sizsiniz” demişti.

 

Erdoğan'ın '3 değil 5 çocuk yapın' çağrısına Avrupa'dan yanıt
Eskişehir’de toplu açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, anayasa değişikliği referandumuna değindi. 15 Temmuz darbe girişimine atıfta bulunan Erdoğan, “16 Nisan, 15 Temmuz’un intikamı olacaktır” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa’dan yaşayan Türklere 5 çocuk yapma çağrısında da bulundu.
*
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:
*
​Biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik.
*
Ne zaman bizi gömmeye çalışsalar milletimiz bizi her sefererinde bizi ayağa kaldırdı.
*
16 NİSAN, 15 TEMMUZ’UN İNTİKAMI OLACAKTIR’
*
Şimdi bu milletimizle bir yere yürüyoruz.
Nereye? 16 Nisan’a. Şu 30 gün kapı kapı dolaşmaya var mıyız?
Bu 16 Nisan bakın unutmayın, 15 Temmuz’un bir intikamı olacaktır.
Zira 15 Temmuz’da bu milletin evlatlarına kurşun yağdıranlar kimdi? FETÖ, PKK… Şimdi bunlar ne diyor? ‘Hayır’ diyor. Kandil’i de böyle, Pensilvanyası da böyle. Ana muhalefet ne diyor? ‘Hayır’ diyor… Bakın kimler bir araya geldi görüyor musunuz? Bunların yok birbirinden farkı.
*
İşte şimdi ben de diyorum ki AK Parti’ye gönül veren kardeşlerim ‘Evet’ diyorlar. MHP’ye gönül veren kardeşlerim ‘Evet’ diyorlar. Şimdi diyorum ki BBP’ye gönül veren kardeşlerim ‘Evet’ diyorlar. Fakat CHP’ye, HDP’ye, Saadet’e gönül verenlere de sesleniyorum; gelin sizler de bir olun. Beraber olalım, Hep birlikte Türkiye olalım.
*
KILIÇDAROĞLU’NA: DİKİLİ AĞACIN VAR MI?
*
Ey (CHP Genel Başkanı Kemal) Kılıçdaroğlu, senin daha çok bu yolları tepmen, dolaşman, gezmen gerekir.
*
Dikili ağacı var mı, bir sorun bakalım.
Milletimizden aldığımız destekle biz bunları yaptık.
*
Ülkemize çağ atlattık. Çıkmış ana muhalefetin başındaki zat ‘huzur yok’, ‘mutluluk yok’, ‘refah yok’ diyor. Yazıklar olsun. Eline diline dursun. Sen SSK’nın başındayken hastanelerimizin halini benim vatandaşlarım bilir.
*
İlacımızı alamıyorduk ilacımızı. Kuyruklarda sıraya giriyorduk. Sıra gelmiyordu. Şimdi çıkıp sorsan ‘Benim dönemimdeki sağlık hizmeti hiçbir zaman olmadı’ der. Sende hizmet yok, sende dert yok.
*
AVRUPA ADALET DİVANI’NIN BAŞÖRTÜ YASAĞI KARARINA: SIKIYSA KİPAYI DA YASAKLASANA

Şimdi ne yapıyorlar? Başörtüsünü yasaklıyor. Neymiş? Özgürlükmüş, demokrasiymiş; sıkıysa kipayı da yasaklasana?
Türkiye’yi çok üzdüler. Türkiye’nin bakanları geldiğinde olağanüstü hal ilan etmenin neresi özgürlüktür? Belediye olağanüstü hal ilan ediyor ya, hale bak!

BİZ DE UÇUŞ YASAĞI GETİRECEĞİZ

Bizim bayan bakanımıza kapılarını kapatanlara, biz de kapılarımızı kapatırız. Benim dışişleri bakanıma uçuş yasağı getirenlere, kusura bakmasınlar bizim de uçuş yasağımız vardır. Benim Fatma Betül kardeşimi karşılamaya gelen soydaşlarıma karşı, onların üzerine atlarıyla, itleriyle saldırmanın neresi demokratlıktır?

Benim Hüseyin Kurt kardeşimi yere yatırıp, köpeklere parçalatanların eski Roma’daki gladyatörlerden ne farkı var soruyorum size?

Geri gidiyoruz, hale bak. Seçim bitince de çark ediyorlar, hadi kaldığımız yerden devam edelim diye. Yok öyle, yok. Oturun bir kahvaltı yaparız, yemek yeriz. Rezilliğe bak. Sen Türkiye gibi bir ülkeye elinden geldiği kadar haydutluk yapacaksın, sonra ‘yemek yiyelim’ diyeceksin. Bunun bedelini ödetmek bizim boynumuzun borcudur.

3 DEĞİL, 5 ÇOCUK YAPIN

Dün kendi ülkelerine iş için gelen Türklerin, bugün kariyer sahibi pozisyonuna gelmelerinden rahatsız oluyorlar. Fabrikada çalışan Türklere itirazları yok, ama o fabrikanın sahibi olan Türklere artık tahammül edemiyorlar.

Buradan Avrupa’daki vatandaşlarıma sesleniyorum; oralara daha sıkı sahip çıkın. Çocuklarınızı daha iyi okullarda okutun. En iyi arabalara binin. En güzel evlerde siz oturun. 3 değil, 5 çocuk yapın. Size yapılan terbiyesizliklere vereceğiniz en güzel cevap budur.

16 NİSAN’DA AVRUPALI FAŞİST SİYASETÇİLERE HADLERİNİ BİLDİRECEĞİZ’

Eskişehir, 16 Nisan’da Avrupalı faşist siyasetçilere hadlerini bildirmeye hazır mı?
Eskişehir, 16 Nisan’da Avrupa’da yaşayan 6 milyon vatandaşımıza destek olmaya hazır mı?
Türkiye Barolar Birliği Başkanı (Metin Feyzioğlu) da oraya gitmiş. Güya hukukçu, yanında da profesörü var. Orada teröristlerle, Türkiye’den kaçıp Avrupa’ya giden teröristlerle ortak toplantı yapıyor.
Siz nasıl hukukçusunuz?
Bir baro başkanı, kalkıp da böyle bir çalışmaya katılabilir mi ya? Üstelik sen hukuk çiğneyen kişilerle nasıl bir arada olursun? Sen bu ülkede nasıl hukukçu kılığıyla dolaşacaksın ya?
İşte bunların hadlerini bildirmek için, 16 Nisan’a kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Unutmayın, kale içeriden fethedilir. Hanım kardeşlerim, sizleri evlerde bu 18 maddeyi anlatmaya davet ediyorum.

‘KILAVUZU KARGA OLANIN…’

*Batı’nın bu cumhurbaşkanlığı sistemine niye karşı olduğunu anladım. Peki içimizdeki Hollandalılara ne oluyor?

Ana muhalefet ve başındaki zat, anayasa değişikliğini karalamaya çalışıyorlar. Sağa dönüyorlar gençlere, sola dönüyor parlamentoya hakaret ediyor. Bununla da kalmıyor, Suriyeli muhacirleri milletimize hedef göstermeye çalışıyorlar.

Hollanda’daki ırkçılar, kendi ülkelerindeki Müslümanlar için ne yapıyorsa, bunlar da aynı taktiği burada uygulamaya çalışıyorlar. Kılavuzu karga olanın nokta, nokta, nokta. Kılavuzu Avrupa’daki faşistler olanın varacağı tek yer, 1940’ların CHP’sidir.

Meclis’te elbette temsil imkanı olacak, ama bu CHP kafasıyla biz CHP’li bir cumhurbaşkanı göremeyiz. Torunları da göremez.

Geçenlerde bir televizyon programında ‘Evet çıkarsa istifa eder misiniz?’ diye soruluyor. ‘Niye istifa edeyim ki?’ diyor. Daha önce dedi de zaten, istifa etti mi? 7 seçim kaybetmiş, istifa etmemiş. Varsın 8 seçim kaybetsin, ne olacak ki?

KILIÇDAROĞLU’NA: HAY AĞZINA SAĞLIK

Çıkmış bir radyo programına, ‘Cumhurbaşkanı başka partiden, başbakan başka partiden çıkarsa ne olur, kavga çıkmaz mı?’ diyor. Hay ağzına sağlık. Yanlışlıkla da olsa, doğruyu söylemiş. Akrep yelkovanlı saat gibi. Bir kere de olsa doğru söyleme durumu var.

Yeni sistemde başbakan yok, ey Kılıçdaroğlu, anladın mı? Bundan sonra başbakan yok, yeterli sayıda cumhurbaşkanı yardımcısı olur. Bir tane olur, iki tane olur, üç, dört… Bunun sayısı cumhurbaşkanı tarafından tayin edilir.

Bu iki başlı yapı darbelere yol açtı, ekonomik krizlere yol açtı. Bakın (eski Cumhurbaşkanı Necdet) Sezer, (merhum Başbakan Bülent) Ecevit’in yüzüne anayasa kitapçığı fırlattı. Ertesi gün milyarlarca lira kaybettik. Bunlar aynı ekoldendi, aynı ekolden olmalarına rağmen bunlar oldu.

Sürekli bedel ödeten bir sistemde niye devam edelim? Daha belediye başkanı iken bununla ilgili açıklamalarım var. Vallahi şu an belediyelerimizin sistemi, bizim sistemden daha iyi.

‘MECLİSİ GÜÇLÜ DENETİM İMKANLARIYLA DONATIYORUZ’

Ne diyor bu Kılıçdaroğlu? ‘Artık meclis kapatılıyor’ diyor. Meclisin kapatıldığı falan yok, dürüst ol, dürüst. Kanun teklif etme yetkisi cumhurbaşkanının değil, meclisin. Bütçe dışında cumhurbaşkanı hiçbir teklifte bulamaz.

Eski sistemde kanun tasarıları yoluyla hükümetler meclisi kontrol altında tutuyordu. Yeni sistemde böyle bir imkan kalmıyor. Meclisten alınsalar bile istifa ederek kabineye girme durumundalar.

Şimdi diyorlar ki; cumhurbaşkanı kararnamelerle yönetecek ülkeyi. Bak anayasanın tüm maddeleri, cumhurbaşkanı kararnamelerinin üstündedir.

Değerli kardeşlerim, cumhurbaşkanının yasamayı devre dışı bırakma ihtimali kesinlikle yoktur. Meclisi cumhurbaşkanına karşı güçlü denetim imkanlarıyla donatıyoruz.

Ana muhalefetin başındaki zat, ‘cumhurbaşkanı istediği zaman meclisi feshedebilir’ diyor. Bir kere ortada fesih diye bir şey yok.

Cumhurbaşkanı ile meclis, belli şartlar altında her ikisini de kapsayacak şekilde erken seçime gidiyor. Cumhurbaşkanı meclisi seçime götürüp kendisi yerinde kalmıyor. Aynı anda, aynı gün seçime gidiyorlar. Bu düzenlemenin amacı da, geçmişte yaşadığımız tıkanıklıklara meydan vermemektir.

Değerli kardeşlerim, bakınız askeri mahkemeler kapatılıyor. Yargıdaki çift başlılık ortadan kalkıyor. Yani hem askeri mahkeme, hem sivil olmayacak. Sadece sivil olacak. Dolayısıyla yargının bağımsızlığına geçiyoruz, bağımsızlığının yanına bir de tarafsızlık geliyor. Yargı hem bağımsız hem tarafsız oluyor.

Üçüncüsü de HSK’nın yapısı değişiyor. Diyor ki, ‘HSK’yı da cumhurbaşkanı atıyor’. 7 tanesini meclis atıyor. 2 üye, bir tanesi Adalet Bakanı, diğeri de müsteşardan oluşuyor. Bu sistemin ülkenin, devletin çıkarlarına aykırı hiçbir tarafı yoktur. Yargı güçlü olacak, Türkiye güçlü olacak. Miletimiz böylece güçlü olacak.

GENÇLERİ SİZLERLE BİRİLERİ DALGASINI GEÇİYOR

Bakın ben başbakan iken seçilme yaşı 30’du, biz bunu 25’e indirdik. Hatırlayın o zamanlar da ifade ederdim, şimdi 18’e indiriyoruz. Bunlar ‘ya çoluk çocuğa mı bırakacağız’ diyor. Seçmek zordur, seçilmek değil. Zor olana ‘Evet’ diyorsun, kolay olana ‘Hayır’.

18 yaşındaki gençlerimizden niye rahatsız oluyorlar? Meseleyi askerliğe bağlayacak. Genç kızlarımızı niye yok sayıyorlar? 600 milletvekilinin boş yere maaş alacağını söyleyerek, milli iradenin temsilcilerini tahkir ediyorlar.
———————————————————————-

Göçmen karşıtı söylemleriyle tanınan aşırı sağcı Marion Marechal-Le Pen, 2012 yılında, Marine Le Pen’in partisi Ulusal Cephe’den parlamentoya girerek, ülke tarihinin en genç milletvekili olmuştu.

Genç siyasetçi, 2015 yılındaki bölgesel seçimlerde aday olduğu Provence-Alpes-Cote d’Azur’da ise Cumhuriyetçiler’in adayına yenilmişti.

Marine Le Pen daha önce Türk bakanların ve siyasilerin Avrupa’da 16 Nisan’daki anayasa değişikliği referandumunda ‘evet’ oyu verilmesi için Avrupa’da miting ve toplantı yapmasına karşı çıkmış, Twitter hesabından “Neden başka demokrasilerin reddettiği teklifleri topraklarımıza kabul etmeliyiz? Fransa’da Türk seçimleri için hiçbir kampanya yapılmasın” diye yazmıştı.

Merkel’e: Nazi uygulaması yapıyorsun

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İlim Yayma Vakfı Genel Kurulu’nda konuşma yapıyor.

Erdoğan, İlim Yayma Vakfı Genel Kurulu’nda yaptığı açıklamada, “Gücümüz var, güçlüyüz, orduyu, polisi, yargıyı ele geçirdik. Öyleyse biz yaparız diyenler bir gecede evet elhamdülillah, ilahi tokadı yiyerek milletimizin duruşuyla yerle yeksan oldular” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları özetle şöyle:

Adıyaman Samsat’ta 3.6’yı bulan sarsıntılarla ilgili geçmiş olsun diyerek konuşmama başlamak istiyorum. Adıyamanlı kardeşlerime ve milletime geçmiş olsun diyerek tespit çalışmalarının başladığını da bildirmek istiyorum.

Ülkemizin en kasvetli döneminde baskının ve şiddetin sokaklarda kol gezdiği dönemde bu vakfı kuran büyüklerimiz, ‘Ben varım’ dediler ve yola öyle çıktılar. Gençlerimiz birbirini kırmasın diye bu iyilik hareketi başlattılar.
Hamdolsun 44 yıldır İlim Yayma Vakfı vatanını imanla seven nesiller yetiştiriyor. Yarım asırdır gençlerimiz bu vakfı çatısı altında ilimle, irfanla, hikmetle yoğrularak geleceğe hazırlanıyor.

Bu çatının altında yetişmiş hiçbir genç vatanına, milletine kurşun sıkmadı. Vakfımıza gönül vermiş hiçbir kardeşim İslam düşmanlarına kapıkulu olmadı. Gözünü ve gönlünü Hakkın rızasını kilitleyince Rabbim önünü açıyor. Sadece güç ve tahakküm olduğunda ise FETÖ’nün düştüğü ihanet çukuruna yuvarlanmak kaçınılmaz hale gelir. Sinsice kurulan planlar bir gecede boşa çıkar. Biz yaparız diyenler bir gecede ilahi tokadı yiyerek, milletimizin o duruşuyla yerle yeksan oldular.

‘ÖZGÜRLÜK İÇİN NE BEDELLER ÖDENDİĞİNİ ÇOK İYİ BİLİYORSUNUZ’

Yarım asra yaklaşan birikimiyle İlim Yayma Vakfı, Türkiye’nin hafızasıdır. Özgürlük atmosferini yakalamak için ne bedeller ödendiğini çok iyi biliyorsunuz. 1970’li yıllarda bu ülkenin gençliğinin sağ-sol denilerek nasıl parçalandığının en yakın şahidisiniz. 1990’lı yıllarda bu ülke evlatlarının yüzlerine üniversite kapılarının nasıl kapatıldığını bizzat gördünüz. İmam hatip okullarının tehdit olarak görülüp kapılarına kilit vurulduğuna hep birlikte şahit olduk. Güvenlik güçlerinin Fatih’te, Sultanbeyli’de başörtülü avına çıktığı o utanç günlerini unutmadık, unutmayacağız. Demokrasinin askıda olduğu, özgürlüklerin rafa kaldırıldığı o kara günleri hep hatırlayacağız.

2002’den beri özgürlüklere, ekonomide, diplomaside yaşanan sessiz devrimin en yakın şahidi buradaki dostlarımızdır. Ekonomisi IMF komiserleri tarafından yönetilen bir ülke devraldık.

‘IMF BORCUMUZU SIFIRLADIK SONRA ONLAR BİZDEN BORÇ İSTEDİ’

23,5 milyar dolar IMF borcumuzu sıfırladık. Bitti. Ondan sonra onlar bizden borç istedi.

“5 milyar dolar bize borç verirmisiniz?” dediler. “Veririz” dedik. Bu noktaya geldi.

O dönemde 27,5 milyar dolar Merkez Bankası rezervi vardı, bu şimdi 120 milyar dolarlarda. Bütün mesele azimdir, inançtır; tabi ki işini bilmektir. Tüm mesele azimdir inançtır. Tabi ki işini de bilmektir. Karşımızda esnafın sifrahsız çalıştığı.

Memurunun maaşını ödeyemeyen bir Türkiye… Eğitim sistemi çökmüş, sağlık sistemi gitmiş. Adalet sistemi alarm veren bir Türkiye. Ülkemizi işte bu vahim tablodan kurtararak Allah’a hamdolsun bu günlere geldik. Reformları hayata geçirdik. Vatandaşına tepeden bakan bir anlayış yerine ona hizmetkar olan bir anlayışı hakim kıldık.Kadınlarımızın, gençlerimizin önlerindeki engelleri her alanda kaldırdık. Bugün kızlarımız başörtüleriyle devlette, akademide, yargıda, silahlı kuvvetlerde serbestçe görev yapabiliyor.Daha iyi günler var önümüzde. 16 nisan bunun kararının verileceği gündür. Bu önemli.

‘BAKANLARIMIZI KONUŞTURMUYORLAR, PKK’YA İZİN VERİYORLAR’

Avrupa’ya giden bakanlarımızı konuşturmuyorlar. ama PKK’ya miting için izin veriyorlar.Avrupa’da, oralara giden bakan arkadaşlarımızı konuşturmuyorlar.

Ama PKK’ya miting için izin veriyorlar.Niye? PKK’yı, FETÖ’cüleri konuşturuyorlar. Türkiye’den Barolar Birliği Başkanı oraya gidiyor, terör örgütü uzantılarıyla toplantılar yapıyor. Sözde hukukçu, sözde profesör. Demek ki istikamet üzereyiz. Kandil’deki hayır diyorsa, onlarla hareket edilir mi? İmralı’daki ülkemizdeki katiller değil mi? Bunlarla hareket etmek düşündürücü değil mi?

‘DAILY SABAH’I AP’YE SOKMUYORLARSA, KARŞILIĞINI GÖRECEKLER’

Türkiye’den Daily Sabah’ı Avrupa Parlamentosu’na sokmak istemeyenler var. Bunlar neyi getiriyor biliyor musunuz, karşılığını getiriyor. Onlar burada yerli, milli bir gazetemizi oraya sokmuyorsa, siz de bunun karşılığını göreceksiniz.

Twitter/Akademi Portal

Akademi Portal Haber

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın