Beyin tümörü’nün güldüren belirtisi

Kusma, bulantı, şiddetli baş ağrısı, kol ve bacaklarda güç kaybı ile görme ve konuşma bozukluğuna yol açabilen beyin tümörleri, sebepsiz yere gülme krizleri ile de kendini gösterebiliyor.

Beyin tümörlerinin, her yaş grubunda görülebildiğini belirten Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cüneyt Göçmez, 100 bin kişiden 3 ile 5’inde teşhis edilen beyin tümörlerine erkeklerde daha sık rastlandığını söyledi.

“KİŞİ KENDİ KENDİNE KAHKAHA ATIYORSA DİKKAT!”

Beyin tümörlerinin bilinenin aksine her zaman baş ağrısı bulgusuyla ortaya çıkmadığını ifade eden Cüneyt Göçmez, bu tümörlerin bazen az bilinen belirtilerle kendini gösterebildiğini söyledi. Göçmez’e göre, beyin tümörlerinin beklenmeyen ve en ilginç belirtisi ise sebepsiz gülme atakları:

“Hasta, dışarıdan bir etki olmadan ve durup dururken kahkaha şeklinde güler. Diğer belirtileri ise depresyon, halüsinasyonlar, çift görme, vücudun bir tarafında uyuşma ya da karıncalanma, güç kaybı hatta ‘düşük ayak’ denilen sadece ayak bileğinin altında güç kaybıdır. Hafif bir baş dönmesi ve yürürken sendeleme bile tümörün habercisi olabilmektedir.”

TÜMÖR BULUNDUĞU BÖLGEYE GÖRE BELİRTİ VERİR

Belirtilerin tümörün beyinde bulunduğu yerle ilişkili olduğunu kaydeden Göçmez, “‘Motor saha’ adı verilen kol ve bacağın beyinde hareketini sağlayan bölgede bir tümör söz konusu ise kol ve bacaklarda güçsüzlük ile uyuşma olabilmektedir. Duyularla ilgili bölgedeki tümör de ağrı ve uyuşma ile kendini belli edebilir. Başın arka kısmındaki tümörler ise görme kayıplarına ve bozukluklarına neden olmaktadır. Tümörlerin teşhis edilmesinde öncelikli teknik MR’dır. Ancak tümörün iyi huylu ya da kötü huylu olup olmadığı patoloji sonucuna göre belirlenir” dedi.

TEDAVİDE ÖNCELİK CERRAHİDE

Beyin tümörlerinin tedavisinde ilk seçeneğin her zaman cerrahi yöntem olduğunu kaydeden Doç. Dr. Cüneyt Göçmez, “Cerrahinin nasıl yapılacağı tümörün beyinde bulunduğu bölgeye göre belirlenir. Hızlı teknolojik gelişmeler sayesinde artık tümör ameliyatları mikro ya da endoskopik cerrahi yöntemle yapılabilmektedir. Operasyon ile tümörün tamamı çıkartılarak, kafa içi basınç düşürülür ve tümörün bölgesel etkileri yok edilir. Bu cerrahi yöntemler sayesinde, hastaların iyileşip günlük hayatlarına dönme süreleri de kısalmaktadır. Ameliyat sonrasında ise hasta genelde 1 gün sonra hastaneden taburcu edilmektedir. Daha küçük tümörlerin tedavisinde radyocerrahi yöntemi kullanılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Her beyin tümörü öldürücü değildir

Beyin tümörü’nün güldüren belirtisi

Beyin hücresi kaynaklı olmayan tümörlerin iyi huylu olduğunu ve kolaylıkla tedavi edilebildiğini belirten Beyin Cerrahı Opr. Dr. Naki Keleş, beyin hücresinin tümörlerinde ise tedavinin daha zor olduğunu söyledi.

Tümörün, insan vücudunda olmaması gereken yerde oluşan bir doku ya da herhangi bir dokunun olması gereken yerde kontrolsüz büyümesi olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Naki Keleş, “Bu bakışla insan vücudunda aslında çok korkmadığımız bir yağ bezesi de tümör kavramı içindedir. Sonuç olarak her tümör öldürücü değildir. Sadece beyin dokusunun bir istisnası vardır” dedi.

BEYİN TÜMÖRÜ HER YAŞTA GÖRÜLEBİLİR

Tümörlerin bulundukları bölgeye ve baskı altında tuttukları beyin alanına göre belirtiler verdiklerini ifade eden Keleş, o belirtileri şöyle anlattı:

“Kafa içi basıncın artmasına bağlı belirtiler gösterirler. Tümör düzensiz bir şekilde büyümeye devam eder ve genişleme, büyüme imkanı olmayan kafatası içerisinde normal beyin üzerine baskı yapmaya başlar. Beyin baskı altında normal görüntüsünü kaybeder ve işlevlerini yerine getiremez. Beynin her iki yarım küresi kafatası içine simetrik olarak yerleşmiştir. Her iki tarafta düzenli sınırlarla ayrılmıştır. Bu normal yapıya giren ve yer kaplayan her oluşum, simetrik yapıyı bozacak ve beyin üzerine baskı yapacaktır.

BU BELİRTİLERE DİKKAT

Baş ağrısı, apati yani hareket ve mimiklerde yavaşlama, bulantı, kusma, epilepsi nöbetleri, beyinde yerleştiği yere göre vücudun bazı bölgelerinde güçsüzlük belirtileri ve kişilik bozuklukları, bazı yeteneklerde yani hesap yapma, yazı yazma gibi bozulmalar ihmale gelmez. Beyin tümörleri yeni doğan çocuklar dahil her yaşta görülebilir. Kadınlarda ve erkeklerde görülme oranı da tümör cinsine göre değişir.”

Beyin tümörlerinin iyi ve kötü huylu oylmak üzere ikiye ayrıldığını aktaran Dr. Keleş, “İyi huylu tümörler, beyin hücresi kaynaklı olmayanlardır. Beyin dokusundan kolaylıkla ayrılabilirler ve tümü veya tümüne yakın kısmı çıkarılabilir. Bu nedenle ameliyat sonrası sonuçları çok iyidir. Tek bir operasyon ile hayatın sonuna kadar kür şansı vardır” dedi.

“CERRAHİ OLARAK ÇIKARILAN HER DOKU FONKSİYON KAYBIDIR”

Kötü huylu olanların ise beyin hücresinin tümörleri olduğunu belirten Keleş, “Tümörleşen doku, beynin fonksiyonlarını gerçekleştiren dokudur. Bu sebeple aslında cerrahi olarak çıkarılan her doku fonksiyon kaybıdır. Ameliyat sonrası belli bir zaman içinde tekrar büyüyerek beyine baskı yapmaya devam ederler. Bu gruba, vücudun başka bir bölgesinden beyin dokusuna yayılmış metastatik tümörler de girer. Beyin tümörlerinin tedavisi sıklıkla cerrahidir. Cerrahi tedavi sonrası kemoterapi, radyoterapi veya her ikisi kombine yapılır. Beyin tümörlerinde uzman ekiplerin gerçekleştirdiği ameliyatlar ile son derece başarılı sonuçlar alınabilmektedir” şeklinde konuştu.

Yılda neredeyse 15 bin kişi beyin tümörüne yakalanıyor

Beyin tümörü’nün güldüren belirtisi

11. Asya Nöroonkoloji Kongresi Başkanı Prof. Dr. Türker Kılıç, Türkiye’de her yıl 15 bin kişiye beyin tümörü tanısı konduğunu söyledi.

Asya Nöroonkoloji Kongresi-ASNO 2014, 11-14 Eylül tarihleri arasında İstanbul’da düzenleniyor. Kongre Başkanı Prof. Dr. Türker Kılıç, ülkemizde her yıl 100 bin kişiden yaklaşık 20 kişinin bu hastalığa maruz kaldığını belirterek şunları söyledi: “Bu rakamlar göz önüne alındığında ülkemizde bu konuda bir istatistik olmamakla beraber bu hesaplamayla her yıl yaklaşık 15 bin kişinin aileleri ile birlikte,toplamda ise her yıl yeni 100 bin kişinin bu hastalığa bir şekilde direkt ya da dolaylı yoldan yakalandığını söyleyebiliriz. Bu tür nöroonkolojik tümör hastalıklarına yakalanan kişilerin tedavilerinin yıllarca sürebildiğini varsayarsak ya da önemli bir kısmının, en az %50’sinin başarılı bir tedaviyle sonuçlandığını düşünürsek ülkemizde yaklaşık 150 ila 200 bin civarında bu hastalıklara direkt olarak yakalanmış, şifa ile sonuçlanmış ya da tedavisi devam etmekte olan kişi bulunduğunu söyleyebiliriz.”

TÜRKİYE DÜNYADA İLK 10 SIRADA
Bu hastalıkların tedavisinin ülke ekonomisine yılda yaklaşık 1 milyar dolara mal olduğunu ifade eden Prof. Kılıç, beyin kanserinin diğer kanserlere oranda gençlerde çok daha sık görüldüğünü de söyledi.

Türkiye’nin beyin tümörleri tedavisinde dünyadaki teknolojik donanımın tamamına sahip olduğunu belirten Kılıç, “Bilimsel olarak da baktığımızda, nöroonkolojik tümörlerde üretilen bilgide ülkemiz ilk 10 arasında. Ülkemizin ekonomi alanında dünyanın 17’inci büyük ekonomisi olduğu düşünülürse beyin cerrahisi alanında ilk 10’da olmamız ülke ekonomisinden daha ileride bir başarı sergilediğini gösteriyor” dedi.

YENİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ VAR

Düşük evreli gliomalarda eskiden cerrahinin yerinin daha az, kemoterapinin ya da radyoterapinin rolünün daha fazla olduğunu düşündüklerini ifade eden Prof. Kılıç şunları söyledi: “Son zamanlardaki gelişmelerden sonra artık diyoruz ki düşük evreleri gliomalar öncelikle cerrahi tedavinin ana yapı taşını oluşturduğunu ve daha sonrada radyoterapi, kemoterapi ya da ışın cerrahisi gibi diğer yöntemlerin bir arada kullanılmasının gerekli olduğu bir alan haline geldiğini görüyoruz. Meningiomlarda ise cerrahinin dışındaki diğer tamamlayıcı tedavilerin giderek daha fazla gündeme geldiğini görüyoruz. Örneğin, Gamma Knife ve CyberKnife gibi odaklanmış ışın cerrahisinin meningiomlarda cerrahiye göre daha fazla kullanılmaya başlandığını fark ediyoruz. Bu da önemli gelişmelerden bir tanesi. Hipofiz adenomlarına gelince örneğin prolaktinoma gibi prolaktin sağlayan adenomlarda artık hem ameliyat hem de ışın cerrahisinin kullanılmadığını, öncelikle ilaç tedavisiyle bu tür urların tedavisinin gerçekleşmekte olduğunu görüyoruz ve prolaktinomların dışındaki diğer hipofiz adenomlarında ışın cerrahisi ile mikro cerrahinin bazen biri bazen diğeri önce olmak üzere kombine olarak kullanıldığında daha üstün sonuçlar elde edildiğini biliyoruz. Dolayısıyla bunlara ait hasta yaşamlarını direkt ya da indirekt olarak aşağı yukarı en az 200 bin kişiyi ilgilendiren bu konudaki yeni gelişmeler birçok kişinin olgu odağı olabilmektedir.”

‘DÜNYANIN ÖNCÜ BİLİM İNSANLARI İSTANBUL’DA TOPLANDI’

Türkiye ve dünyanın öncü bilim insanlarının ASNO 2014 Kongresi için İstanbul’da bir araya geldiğini belirten Kongrenin Onursal Başkanı Prof. Dr. Kaya Aksoy da, 27 ülkeden yaklaşık 500 kişinin katıldığı kongrenin önemli katılımcılarından birinin de, bir önceki dönemde Dünya Beyin Cerrahisi Birliği Başkanı olan Harvard’tan emekli Prof. Dr. Peter Black olduğunu belirtti. Aksoy, Prof. Black’in ameliyathanede kullanılan MR teknolojisini geliştiren kişi olduğunu söyleyerek “Üretilen bilginin kliniğe aktarılabilmesi bizim hasta tedavisindeki başarımızı hızla geliştirmekte, ancak bu hızlı bir değişimle olmaktadır. Bu hızlı değişimi yakalayabilmeyi amaçlayan bir toplantı düzenledik” dedi.

‘ORTAK TÜMÖR BANKASI KURULMALI’

Harvard Üniversitesi Genetik ve Moleküler biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Charles Stiles de yüksek evreli gliomlarla ilgili çalıştığını dile getirerek, bu türlerin cerrahların ulaşamadığı yerlerde olduğunu, çok hızlı yayıldığını ve tamamen çıkarılamadıklarını vurguladı. Prof. Stiles, bu türde fazla bir şey yapılamadığını, radyasyonun da işe yaramadığı belirterek, tümöre etki eden, sağlıklı dokuya zarar vermeyen akıllı ilaçların geliştirilmeye çalışıldığını söyledi. Hastalığın genetik profilini çıkarabilmek için fazla örneğe ihtiyaç olduğunu, İstanbul gibi büyük şehirlerde ortak tümör bankası kurulmasının genetik çalışmaların yapılabilmesi için faydalı olacağını ifade eden Prof. Dr. Stiles, eğitim alanında da ortaklık gerektiğini anlattı. 

‘ZAYIF NOKTAYA SALDIRMAYI HEDEFLİYORUZ’

Prof. Dr. Peter Black ise “Beyin tümörü demek bir ölüm fermanı değil. Yarısından fazlası iyi huyludur. Önemli olan ne zaman tedavi edileceğiyle ilgilidir. Kötü huylularda bile erken teşhis önemlidir” ifadesini kullandı. Beyin tümörlerindeki akıllı tedavilerin önemli olduğunu vurgulayan Black, sadece zararlı dokuya etki eden akıllı kemoterapi, akıllı cerrahi ve akıllı ilaç tedavilerine odaklanılması gerektiğini söyledi, “Beyin tümörlerinde zayıf olan noktayı bulmaya çalışıyoruz. Akıllı ilaçlarla zayıf noktaya saldırmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

SURİYELİ ASİSTAN HEKİM KONGREYE 3 GÜNDE ULAŞABİLDİ

Kongre katılımcılarından Suriyeli Fakhr Fakhouri, zorlu bir seyahat sonucunda kongreye katılabildiğini ifade ederek,

“Bu konferansı internetten duydum, Türkiye komşu ülkelerimizden olduğu için ve ülkemdeki eğitim zayıflamaya başladığı için buraya gelmeyi çok istedim. Çünkü kendimi geliştirmem gerekiyor. Türkiye’deki nöroşirürji alanındaki gelişmeleri duymuştum ama geldikten sonra gördüm ki burası bu alanda gerçekten muazzam, teknoloji inanılmaz ilerlemiş durumda. Suriye’de profesörler kaçıyorlar, gündelik hayatlarını yaşayamadıkları için gidiyorlar bu sebeple ben de bu konferansla kendime bir parça bir şeyler katmak istedim. Buraya gelme çabam 3 gün sürdü, önce Suriye’den otobüse binmem gerekti, sonra taksiye fakat yolda bir problem vardı bu yüzden taksi ile çok fazla yol kat etmek zorunda kaldık. Sonunda sınıra ulaştık, sonrasında biraz yürümem gerekti ve Lübnan’a gelebildik. Lübnan’dan Beyrut’a geldik, buradan da başka bir araçla Adana’ya geldim. Adana’dan da İstanbul’a gelebildik. Yani yüzmek ve trene binmek dışında her türlü ulaşım aracını kullandık” yaşadığı zorlu yolculuğu anlattı.

 

Twitter/akademiportal

Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın