İtalyan Ressam Giotto kimdir? İtalyan Ressam ‘Giotto’nun Hayatı’
Şanını, Roma’dan Floransa’ya, Assisi’den Rimini’ye, Rimini’den ta Padova’ya, neredeyse tüm İtalyan yarımadasına yayılmış eserlerinden alan Giotto, Rönesans sanatçılarını dahi etkileyecek kadar önemli bir sanatçı olmasının yanısıra İtalyan resminin de babası olarak anılır.
İtalyan Sanatı
Giotto’yu tanıtmadan önce İtalyan sanatı hakkında çok kısa bilgi vereyim. İtalya, gerek Rönesansın çeşitli evreleri boyunca, gerekse yeni toprakların Colombo ve Vespucci tarafından keşfedildiği dönemlerde çok önemli bir sanat ve kültür merkezi olmuştur. Roma, Batı uygarlığının politik ve dini merkezi olarak hem Roma İmparatorluğunun hem de Hristiyanlığın tarihine tanık olur ki şair ve yazarlar tarafından “Ebedi Şehir” namına layık görülmüştür. İtalyanlara Vespa motosikletleri ve makarnadan çok daha fazla şey borçlu olduğumuzu unutmayalım, zira bu ülke, bugüne kadar yapılmış en çarpıcı mimari eserlere ev sahipliği yapmaktadır: Roma’daki Colosseum (Kolezyum), Brunelleschi’nin Floransa Katedrali (Duomo di Firenze), Pisa Kulesi (Torre pendente di Pisa ya da la Torre di Pisa) ve daha niceleri. İtalya’nın ne denli büyük bir zenginliğe sahip olduğunu, İtalya’da 100.000’den fazla anıt ve müzenin olduğunu söylersem daha iyi anlayacaksınız. Bunun dışında iki yılda bir düzenlenen “Yüzen Şehir” Venedik’te düzenlenen Venedik Bienali sayesinde sanatseverler modern sanatın en iyi örneklerini görme şansına sahip olmaktadır.
Giotto’ya Gelecek olursak …
Şimdi gelelim Giotto’ya. Öncelikle ‘Giotto’ ya da ‘Giyotto’ olarak değil de, “Cotto” diye okunur, vurgu ilk hecededir. Asıl adı Giotto di Bondone (cotto di bondone şeklinde okunur) olup kısaca Giotto diye bilinen bu İtalyan ressam ve mimar, 1267 yılında Floransa’da doğar, 1337 yılında yine Floransa’da ölür. Giotto’nun hayatı üzerine bilgiler genellikle yarım yamalaktır ve itilaflara açıktır, ki buna doğum yeri ve tarihi de dahildir. 1267 yılı civarında, Floransa yakınlarındaki Vespignano (Vespinyano diye okunur) adındaki bir köyde doğduğuna inanılır. Babası küçük bir toprak sahibidir ve kayıtlara “iyi halli” biri olarak geçmiştir.
Çok kısa olarak özetlemek gerekirse, çağdaşı olan Dante nasıl ‘İtalyancanın babası’ olarak kabul ediliyorsa (İtalyanca hakkındaki yazım), buna benzer olarak, Giotto da “İtalyan resmine yenilik getiren sanatçı”, “İtalyan resminin babası” olarak kabul edilir. Şanını, Roma’dan Floransa’ya, Assisi’den Rimini’ye, Rimini’den ta Padova’ya, neredeyse tüm İtalyan yarımadasına yayılmış eserlerinden alır. Sadece 14. yüzyıl resim okullarını değil Rönesans sanatçılarını dahi etkileyecek kadar önemli bir sanatçıdır.
Genç Giotto’nun meşhur İtalyan ressamı Cimabue (asıl adı Cenni di Pepo veya Cenni di Pepe) (1240-1302) tarafından, babasının koyunlarını resimlerken keşfedildiğine dair bir efsane vardır. Belli ki Cimabue bu çocuktan çok etkilenmiş ve babasına, onu Floransa’ya çırak olarak götürüp götüremeyeceğini sormuştur. Ancak daha büyük bir olasılıkla, Giotto’nun ailesinin tuzu, Floransa’ya taşınacak kadar kurudur ve 12 yaşındaki Giotto’yu Cimabue’nin Floransa’daki Santa Maria Novella yakınlarındaki stüdyosuna kendileri yollamışlardır. Yaklaşık bir yıl sonra Giotto, Cimabue ile Roma’ya geçer ve orada ünlü Pietro Cavallini ve iyi bilinen Floransalı mimar ve heykeltraş Arnolfo di Cambio’nun da dahil olduğu bir fresk ressamları okuluna başlar. Giotto, çocukluğundan beri resim yeteneğiyle dikkat çekmiş ve kariyeri boyunca neredeyse sadece freskler üzerinde yoğunlaşmıştır.
Assisi Freskleri
Giotto, 1200’lü yılların sonlarına doğru, muhtemelen 1296’da, kendisine ebedi ün sağlayacak olan iş için çağrılır: Assisi kilisesinin Aziz Francesco freskleri. Giotto’nun bilinen ilk çalışmalarının Assisi’deki Aziz Francesco bazilikasındaki bu fresk serisi olduğuna inanılır. Burada Aziz Francesco’nun hayatından sahneleri resimlemiştir. Bu freskler, sanatta gerçekçiliğin popüler olmadığı bir dönemde, canlı kadar gerçekçi ve varolan figürler çok doğal görünüşlü idiler. Ancak bunların Giotto tarafından yapıldığına dair anlaşmazlık vardır ve bu fresklerin isimsiz bir grup Proto Rönesans sanatçısı tarafından yapıldığını varsayan yeni belgeler ortaya çıkmıştır. Eğer bu böyleyse bile, Giotto’nun sonraki eseri olan, Padua’daki Scrovegni Şapeli’ndeki freskler, bu Assisi resimlerinin doğallığına çok şey borçludur.
Giotto’nun “Büyüklüğü”
Giotto, 14. yüzyılda başlayan İtalyan Rönesansı’na en çok katkısı olan sanatçılardan biri olarak bilinir.
Giotto’nun yaşadığı döneme denk gelen ve “Proto Rönesans” denilen dönem (ki başlangıç ve bitiş tarihleri arasında görüş farklılıkları vardır), rönesans sanatı hazırlık devresi ya da uluslararası gotik dönem olarak nitelendirilebilir. Bu dönemde 200 yıl sürecek rönesans plastik sanatlarının temelleri atılmıştır. Giotto, İtalyan Rönesansının ilk büyük sanatçısı olarak kabul edilmektedir. Bizans stiline zıt olarak, resimlerindeki nesnelere ağırlık, kişilik ve boyut vermiş olmasıyla ünlüdür. Padova’daki Scrovegni Şapeli ve Floransa’daki Floransa Katedrali gibi kiliselere yayılan gerçekçi eserleri, neredeyse kendisinden sonra gelen her ressamı etkilemiştir.
Giotto, kutsal konuları doğal bir yolla portreleyen ilk sanatçı olarak bilinir. Giotto’nun sanatı son derece yenilikçiydi. Öyle ki o, kısa bir süre sonra patlayacak olan İtalyan Rönesansı’na neden olacak evrimin habercilerinden biriydi. Geç ortaçağ Bizans sanatı ile Rönesansta ortaya çıkan daha gerçekçi ve hümanistik sanat arasında anahtar bir bağlantıydı. Di Bondone’nin insanları, çoğu zaman da azizleri ve diğer dini figürleri portrelemekteki fiziksel ve duygusal hassasiyeti, onun sıklıkla Rönesansın babası olarak adlandırılmasına neden olmuştur. Masaccio, Michelangelo ve Raphael’i etkilemiştir.
Giotto’nun Öncüllerinden Farkları
Giotto kutsal konuları doğal bir şekilde resimleyen ilk kişiydi. Ortaçağ resminde kutsallık çok katıydı. Sanatçı sıklıkla figürleri hiyerarşik düzende boyutlandırırdı, dolayısıyla koca bir İsa figürünün resme hakim olması söz konusu olabiliyordu. Ayrıca ortaçağ stilinde çok zarif, ince ama bir o kadar da çekici figürler ön plana çıkıyordu.
Giotto, kendi ortaçağ öncüllerinden bir çok konuda farklıydı. Öncelikle figürleri çok heykelsiydi. Bunlar yok olacakmış gibi görünen göksel azizler değil, aksine etiyle ve kemiğiyle eksiksiz insanlardı. İkinci olarak Giotto, figürlerini ve sahneyi, resmi izleyeni resmin bir parçası haline getirecek şekilde oranlardı. Üçüncü olarak Giotto’nun figürleri doğal duygularını ifade ettiler. Örneğin “İsa’ya Ağıt/The Mourning of Christ”‘e bakacak olursanız, Meryem Ana’nın yüzündeki keder ve ızdırap, çarpıcıdır.
Giotto’nun Hayatı
1266/1267 – Floransa, Vespignano’da doğar.
1272 – Cimabue’nin atölyesine çırak olarak girer.
1290 – Kendi işlerini almaya başlar ve kendisine sekiz çocuk yapacak olan Monna Cinta ile evlenir. O tarihlerde Roma ve Assisi’yi biliyordur.
1296/1297 – Giovanni di Murro, kendisini Assisi kuzey bazilikasını resimlemesi için davet eder. Sonraki yıllarda Giotto zamanını Assisi ve Roma arasında bölüştürür.
1303/11 – Toskanalı ressamlar arasında, kuzey İtalya’da, Rimini ve Padova’da çalışan ilk ressamdır. Bu dönemde Padova’daki la Cappella degli Scrovegni’nin fresklerini yapar.
1311 – Floransa’ya kalıcı olarak yerleşir.
1327 – Floransa’daki 7 loncadan biri olan Tıp ve Eczacılık loncasına kayıt olur.
1329/33 – Napoli’de, Roberto d’Angio’nun misafiri olarak onurlandırılır. Günümüzde tamamen kayıp olan çeşitli eserler ortaya çıkarır.
1334 – Arnolfo di Cambio’dan sonra Duomo’nun ve Floransa’nın tahkimatının mimarı olur. 19 Temmuz’da Floransa Katedrali Santa Maria del Fiore’nin çan kulesinin inşasına başlar. Kuleye onun adı verilir: Campanile di Giotto.
1335/36 – Azzone Visconti, kendisini Milano’ya davet eder, orada yaptığı fresklerin tamamı günümüzde kayıptır.
1337 – 8 Ocak’ta Floransa’da hayata veda eder. Santa Croce’ye gömülür.
Giotto’nun Eserleri
Giotto, İtalyan Rönesansına katkıda bulunan ilk sanatçılardan biri olarak kabul edilir. Çağdaşları arasında çok üretken ve saygın bir sanatçıydı. En ünlü eserleri arasında Aziz Francesco’nun ve Aziz Isaac’in hayatını konu alan freskleri vardır.
Floransa’daki ilk başyapıtı 1290 yılı civarında hayata geçirdiği Santa Maria Novella’nın haçıdır. Giotto burada mütevazı ve acı çeken adamı, dünyevi doğayı, vücudun ağırlığını görüntülemeye başlamıştır ki bunlar o zamanın sanatının devrimci özellikleridirler. Giotto’nun İsa’sı artık bir ikon değil, çarmıha gerilmiş bir insandır. Ayrıca günümüzde Uffizi Galerisi’nde bulunan büyüleyici Polittico di Badia’yı da resimler.
Daha sonra Padova’ya geçer ve orada, sanat tarihinde eşsiz bir başyapıt olan Scrovegni Şapelinin fresklerini yapar.
Floransa’daki işleri arasında muhteşem Ognissanti Madonna (Uffizi Maestà olarak da bilinir) ve Santa Croce Bazilikası’ndaki freskleri de vardır. Baptist Aziz John’un ve Evangelist Aziz John’un hayatlarını konu alan fresklerinin bulunduğu Peruzzi Şapeli ve Aziz Francesco’nun hayatını konu edildiği Bardi Şapeli önemlidir.
Ne yazık ki Giotto’nun birçok eseri tahrip olmuş ya da kaybolmuştur. Kalanların bir kısmı ulusal ve uluslararası müzelerde sergilenmektedir.
Giotto di Bondone nasıl öldü?
Giotto, 1337 yılının Ocak ayında öldü. Vasari’ye göre, Giotto, Santa Maria del Fiore’ye gömüldü; Floransa Katedralinin girişinin solunda, beyaz mermer plaketle işaretlenen bir yere. Diğer kaynaklara göre ise, Santa Reparata Kilisesine gömüldü. Bu çok açık çelişkiler, Santa Reparatanın tam da Katedralin altında yeralması ve Katedral inşaatının 14. yüzyılın başlarında devam etmesi ile açıklanmaktadır.
1970’lerdeki bir kazı sırasında Santa Reperata’nın kaldırım taşlarının altında, Vasari’nin belirttiği mevkiye yakın bir noktada hiçbir seviyede işareti olmayan kemikler keşfedilmiştir. 2000 yılında antropolog Francesco Mallegni ve bir grup uzman tarafından yapılan adli tıp incelemelerinde kemiklerin arsenik ve kurşun gibi çeşitli kimyasallar absorbe ettiği bulunmuş (ki bunlar genelde boyalarda bulunur) ve bir ressama ait olduğu doğrulanmıştır.
Kemikler 120 cm’den biraz daha uzun, çok kısa, bir çeşit konjenital cücelik mağduru bir adama aitti. Bu, Santa Croce Kilisesindeki fresklerin birinde görülen bir sağırın Giotto’nun öz portresi olduğunu geleneğini desteklemektedir.Öte yandan Padova’daki “Last Judgement”ta beyaz şapka giyen adamın da Giotto’nun portresi olduğu söylenir. Buradaki adamın görünüşü Santa Croce’deki imajla çelişmektedir.
Vasari, Giotto’nun arkadaşı olan Boccaccio’nun bir tasvirinden yola çıkarak “Floransa’da ondan daha çirkin bir adam yoktu” demiş ve çocuklarının da görünüş olarak düz/kısa olduklarını söylemiştir. Bir hikayeye göre, Dante’nin, Giotto’yu Arena Şapelini boyarken ziyaret ettiği ve sanatçının dümdüz/kısacık çocuklarını gördükten sonra, bu kadar güzel resim yapan bir adamın nasıl böyle düz/kısa çocuklar yapabildiğini sorduğunda, Vasari’ye göre zeki/nüktedan olan Giotto, “Onları karanlıkta yaptım” demiştir.
Santa Reparata’daki iskeletin adli rekonstrüksiyonu, kafası çok büyük, kısa bir adamın, büyük çengel bir buruna ve biri diğerinden daha belirgin bir göze sahip olduğunu göstermiştir. Boyun kemikleri, adamın, kafası arkaya doğru eğilmiş şekilde çok zaman geçirdiğinin göstergesidir. Ön dişleri, dişlerinin arasında sıklıkla bir fırça tutmasıyla tutarlı olarak yıpranmıştı. Adam öldüğünde 70 civarındaydı.
KAYNAKLAR :
https://answers.yahoo.com/question/index?qid=20070322144644AAB5AdK
https://answers.yahoo.com/question/index?qid=20060726164136AAjRsMQ
http://www.artble.com/artists/giotto_di_bondone
http://www.discovertuscany.com/it/storia-e-cultura-della-toscana/toscani-famosi/giotto.html
http://cronologia.leonardo.it/storia/biografie/giotto.htm
[divider]
Facebook /Akademiportal.Eurepo Twitter /akademiportal
Facebook Hesabınız Üzerinden Yorum Yapın
















































