Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2014 yılında yapılan resmi evlilikler içerisinde 16-17 yaşında 34 bin 629 kız çocuğunun evlendirildiğini açıkladı.
TÜİK, 2014 yılında yapılan resmi evliliklerdeki çocuk gelin sayısını açıkladı. Açıklamada, 2014 yılında cinsiyete göre evlenen çocukların 34 bin 629’u kız, bin 670’i ise erkek çocuktan oluştuğu bildirildi. Evlenen çocukların toplam evlilikler içindeki oranı da kız çocuklarında yüzde 5,8 iken, erkek çocuklarda ise yüzde 0,3 olduğu belirlendi.
MARMARA BÖLGESİ’NDE BİN 807 KIZ ÇOCUĞU EVLENDİ
Açıklanan verilere göre, 2014 yılında Doğu Marmara Bölgesi’nde bin 807 kız, 125 erkek çocuk evlendi. 2014 yılında Türkiye’de bölgelere göre evlenen çocuklar ortalamasında, en yüksek oranın 6 bin 384 kız, 318 erkek çocuğu ile Güney Anadolu’da gerçekleştiği açıklandı.
KIZ ÇOCUĞU EVLİLİKLERİNDE EN DÜŞÜK ORAN DOĞU KARADENİZ’DE
2014 yılında Türkiye’de bölgelere göre evlenen çocuklar incelendiğinde de İstanbul’da 2 bin 861 kız, 102 erkek, Batı Marmara’da bin 190 kız, 109 erkek, Ege’de 3 bin 633 kız, 222 erkek, Doğu Marmara’da bin 807 kız, 125 erkek, Batı Anadolu 2 bin 814 kız, 125 erkek, Akdeniz’de 5 bin 215 kız, 146 erkek, Orta Anadolu’da 3 bin 340 kız, 111 erkek, Batı Karadeniz’de 2 bin 47 kız, 153 erkek, Doğu Karadeniz’de 705 kız, 43 erkek, Kuzey Anadolu’da bin 908 kız, 76 erkek, Orta Anadolu’da 2 bin 725 kız, 140 erkek, Güneydoğu Anadolu’da 6 bin 384 kız, 318 erkek çocuk evlendiği belirlendi.
İstatistikler ve Raporlar Çok Can yakıcı…
Gerçekten Bir ihtiyaç mı Yoksa Sapkınlığın Dini Nikahla Elde Edilişi mi?
[divider]
Diyanet’ten “baskı altında yapılan nikah geçerli midir?” sorusuna yanıt
Diyanet’e, “Baskı altında yapılan nikah akdi geçerli midir?” sorusu yöneltildi. Mezheplere göre farklılıkların olduğunun belirtildiği yanıtta, hadislere yer verildi.
Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı ‘Din İşleri Yüksek Kurulu’, “Baskı altında yapılan nikah akdi geçerli midir?” sorusunu yanıtladı.
Kurul, İslam dininde Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerinde kişilerin rızalarının bulunmadığı nikahın geçerli olmadığını, Hanefi mezhebinde ise zorlanan (mükreh) kişinin nikahının geçerli sayıldığını vurguladı.
Yüksek kurul, “Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnamesi gerek zorla yapılan nikah ve gerekse aynı durumdaki boşanmalar konusunda Hanefiler’in değil, diğer mezheplerin görüşlerini kabul etmiştir” hatırlatmasını yaparken, anne ve babaların evlenecek gençlerin makul isteklerine ve hür iradelerine saygı duymaları da gerektiğini bildirdi.
Din İşleri Yüksek Kurulu’nda yanıtlanan bir soruda, nikahın İslami hükümlere göre, evlenme ehliyetine sahip ve evlenmelerinde dini açıdan engel bulunmayan kadın ile erkeğin (veya vekillerin) şahitler huzurunda, birbirleriyle evlenmeleri konusunda karşılıklı rızalarını ifade etmelerinden (icap ve kabulden) ibaret bir akit olduğu ifade edildi.
Din İşleri Yüksek Kurulu, evliliğin bir erkek ile bir kadının ömür boyu birlikte yaşama, hayatın iyi ve kötü yanlarını birlikte omuzlama ilkesine dayandığını hatırlatırken şöyle devam etti:
“Bu nedenle evlenecek olanların rızasının bulunmadığı bir nikah Şafii, Maliki ve Hanbeliler’e göre geçerli olmaz. Eşlerden birisi ölüm, şiddetli dayak veya uzun süreli hapis korkusu altında evliliğe zorlansa böyle bir nikah fasit olur. Bu konudaki dayanakları, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in, ‘Ümmetimden hata, unutma ve yapmaları için cebir ve tazyike maruz kaldıkları şeylerin sorumluluğu kaldırılmıştır’ hadisidir.
Hanefiler ise, zorlanan (mükreh) kişinin nikahını geçerli saymışlardır. Bu görüşlerini Hz. Peygamber (s.a.s.)’in, ‘Üç şeyin şakası da ciddidir, ciddisi de ciddidir; nikah, talak ve talaktan dönüş’ hadisine dayandırmakta, cebir ve şiddete maruz kalanı şaka yapan kimseye benzetmektedirler.
Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnamesi gerek zorla yapılan nikah ve gerekse aynı durumdaki boşanmalar konusunda Hanefiler’in değil, diğer mezheplerin görüşlerini kabul etmiştir. Sonuç olarak; anne ve babaların, çocuklarının ilerideki yaşantılarında mutlu bir yuva kurmaları için gayret göstermeleri doğru ve gerekli bir davranıştır. Ancak anne-babaların evlenecek gençlerin makul isteklerine ve hür iradelerine saygı duymaları da gerekir. Çünkü nikah evlenecek kişilerin kendi hür iradeleriyle yapacakları bir sözleşmedir.”
[divider]









































